Sevgili
Sibelynka'nın
Altın Küre Çelıncına katılmıştım. Şu sıralar daha çok dizi izliyorduk, film izlemek için güzel bir amaç olur dedim. Hem Oscar'da neler olacağını heyecanla beklerim diye filmleri birer birer izlemeye başladım.
İzlediğim sıraya göre filmleri kısa kısa yorumlamak isterim. Film yorumu konusunda çok iyi sayılmam. Konuyu ipucu vermeden anlatacağım diye göbeğim çatlıyor.
Haydi bakalım başlayalım.
1.Lady Bird
Hakkında hiç birşey okumadan izledim filmi. Tek bildiğim yönetmeninin Frances Ha'daki sarışın kız olduğuydu. Bence iyi iş çıkarmış. Abartısız gerçek bir filmdi.
Baskıcı, kontrol manyağı, sevgisini gösteremeyen bir anne ile tek amacı gitmek olan ergen kızımızın ilişkisi üzerine bir film izliyoruz. Ailesinin koyduğu adını bile kabullenmediği için kendine taktığı isim "Ladybird" ile çağırılmak istiyor.
Herkesin kendi ergenliğinden minicik de olsa bir şeyler bulabileceği bir film.
Filmde en çok sevdiğim sahne; müzikalin başına çocukları çalıştırması için futbol koçunu getirdikleri bir sahne vardı ki anlatılmaz yaşanır. Adamın taktiklerini dinlerken katıla katıla güldüm.
Filmi sevdim diyebiliriz.
2. Victoria & Abdul
Kolay izlenen filmlerdendi. Filmde Judi Dench'i hayranlıkla izledim. Kaliteli oyuncular nasıl da farklı. Gözlerindeki ifade inanılmazdı.
Hindistan'ın İngiltere'nin sömürgesi altında olduğu yıllarda, Hintli bir katip İngiltere'ye Kraliçeye verilmesi gereken hediyeyi ulaştırmak için yola çıkar. Kraliçe ile kesinlikle göz temasında bulunmaması gerektiği defalarca söylense de göz göze geldikleri o an, aralarında bambaşka bir ilişki başlayacaktır.
Filmde en sevdiğim sahneler; filmin başlarında bir yemek sahnesi vardı. Buradan anlatınca pek komik olmayacak, izlediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Çok güldüm:)
Bir diğer sevdiğim sahne iste Victoria ile Abdul arasında geçen bir konuşmada Abdul şöyle der; " Hayat da halı gibidir. Bir desen oluşturabilmek için ipliklerimizi dokuyoruz. "
İzlemesi keyifliydi diyebilirim. Pişman olmazsınız.
3. 3 Billboards Outside, Ebbing, Missouri
Bu filmler arasında en çok beğendiğimdi aslında. İsmi az biraz uzun olsa da filmin oyuncu kadrosu muhteşemdi. Hele başroldeki kadın oyuncumuz Frances Mcdormand döktürmüş resmen.
Hele bir de Dixon (Sam Rockwell) karakteri yok mu Yeşil Yol'da da aynı şekilde sinirimi bozmuştu. Adam psikopat karakterler için biçilmiş kaftan. Hoş burada biraz daha farklı bir durum söz konusuydu.
Filmde kısa kısa gözükse de Game of Thrones'dan minik Lannisterımız da vardı.
Filmin konusu kısaca şöyle; Mildred Hayes, tecavüze uğrayıp vahşice öldürülen kızının katilinin bulunmamasının sebebini kasabanın şerifi ve ekibinin bu konu üzerindeki yetersiz çalışmaları olarak görür. Kasabanın girişindeki 3 reklam panosunu bir yıllık kiralar ve verdiği reklamla şerifi suçlamaktadır. Artık tüm kasabaya karşı tek başınadır.
En sevdiğim sahnelerden birinde Mildred Hayes şöyle diyor;
"Hala kimse tutuklanmadı. Nasıl oluyor şaşırıyorum. Tanrı olmadığı , dünya bomboş olduğu ve birbirimize yaptıklarımızın br önemi olmadığı için mi acaba ?"
Ben çok sevdim filmi, tavsiye ederim.
4. Baby Driver
Filmi çok sevdim diyemem ama müzikleri çok güzeldi. Filmde karışık kaset hikayesi bana biraz Guardians of the Galaxy'i hatırlattı. Aksiyon filmlerini çok sevmem ama yine de sıkılmadan izledim.