27 Nisan 2021 Salı

HASTA OLDUM, İYİLEŞTİM, KARANTİNAM BİTTİ, HAYATA KARIŞTIM.


 

Ben plan yaptığımı zannederken hayat bana kahkahayı basıyordur eminim. Planlarımda Limonun son videosunu tamamlamak, 19 Nisan’da doğum günümde çok sevinmek, 23 Nisan’da derginin yayınlanmasını heyecanla anlatmak vardı. Ama hasta olunca zaman durdu, her şey yalan oldu..

Ama yıkılmadım ayaktayım. Doğum günümde izoleydim fakat güzel insanlar sayesinde pastasız kalmadım… Her gün iyi miyim diye soran sevdiklerim sayesinde hiç yalnız hissetmedim. Dilhan’ımla tesadüfün böylesi dediğimiz, ayrı ülkelerde aynı anda hasta oluşumuzu kara mizah tadındaki karantina günlüğümüz ile taçlandırdığımız, genelde tatsız, kokusuz ama kart sesli kahkahalar atarken öksürük krizleriyle boğuştuğum, arada cidden korktuğum değişik ruh halleriyle dolu 12 günü devirdim..

Bugün 13.gün, çok şükür iyiyim, fazla plan yapmadan usul usul hayata karışıyorum. Taze ekmeğimi, balkonuma çiçeğimi aldım geldim. 
Sevgiyle ve sağlıkla kalın. 

Limon, zencefil ve balı hayatınızdan eksik etmeyin. 

Ezgi 

9 Nisan 2021 Cuma

VİDEO - YENİ BİR YOLCULUK


2 gün önce ilk videoyu yayınlayarak yeni bir yolculuğa çıktım. Tariflerimi ve kendimi bu sefer sesli anlatmak istedim. Karşılıklı konuşmayı seven birisi olmama rağmen, kameranın kayıtta olduğunu gösteren o kırmızı ışığı yanıp sönerken gördüğümde çok zorlandım. Kendi kendime konuşma hissi komik geldi ama tarif ederken iş daha kolaydı, o zaman gerçekten birine anlatıyormuşum gibi hissettim.

Belki zamanla kameraya konuşmaya da alışırım, şu an üzerinde çalıştığım proje bitene kadar palazlanırım diye umut ediyorum. 

28 Mart 2021 Pazar

DOLUNAY

 


Ay’ın doğuşunu farketmemden hemen önce, bir saksağan soldaki ağaçtan boşluğa balıklama süzüldü. Keyif aldığı her halinden belliydi, tekrar tekrar aynı hareketi yaptı. Bilmiyorum belki aynı kuş değildi, bana öyle geldi, kim bilir? 

Cümlelere o saksağan gibi ortadan dalmasam, bloga başka türlü dönemezdim. Uzak kaldım, gidip gelen ruh halim yazdıklarımı yayınlamaya pek müsait değildi. İnstagram biraz daha kolaydı, hiç bir şey yazmadan da bir fotoğraf koyabildim ya da hikayede bir manzara paylaştım. Ama blog farklı, yazarken duygularım daha çok yansıyor, üzüntüm buraya yansısın istemedim.  

3 Kasım 2020 Salı

Ruhen kaos içindeyim, toparlayamıyorum kendimi. Biraz toparlanmaya çalışıyorum derken, üzerine İzmir depremi yaşandı.. Ben eşimle Ankara'dayım ama tüm sevdiklerim İzmir'de, şükrediyorum ki hepsi sağlıklı. Çok şükür derken bile içimiz buruk, acımız büyük. Biliyorum ki ateş düştüğü yeri yakıyor. Çok yakın zamanda en sevdiğimi kaybetmiş olmak onların acılarını daha da derinden anlamamı, hissetmemi sağlıyor. Haberleri açamıyorum, sosyal medyada paylaşılan görüntülere bakamıyorum. Evet saatler sonra kurtulan bebekler çok büyük umut ama bakamıyorum... Tek yapabildiğim dua edebilmek. 

Ne zorlu bir yıl oldu 2020. Hani diyoruz ya bitsin bu yıl, geçsin gitsin diye.. Gelenin gideni aratmasından korkuyorum. 2020 yıl iliklerime kadar bana ne hissettirdi, ne öğretti biliyor musunuz? 5 dk sonrasını bilmediğimi, işte o kadar aciz olduğumu.. 

Giderken görüşürüz diye ayrıldıklarımıza tekrar kavuşup kavuşamayacağımızı bilmiyoruz. 




22 Eylül 2020 Salı



44 gün oldu babam gideli. Bu hayatta herkes herseyi yapar ama babam beni üzmez derdim. Bilemedim, en çok o üzdü.. İşte o zehir gibi acı, tarifsiz üzüntü mideme ham bir meyve gibi oturdu, hala duruyor…

Aklına düştüğüm arkadaşlarım çok teşekkür ederim, yokluğumda merak ettiniz, sordunuz. İyi miyim? Pek değilim. 

Bu tarifsiz acı tazeyken, can dostumuz, evimizin maskotu kedoşumuz da bizi bıraktı gitti…


© Ezgi. Made with love by The Dutch Lady Designs.