embroidery

21 Mart 2019 Perşembe

TELAŞLI PUANTİYELER KALEMLİK OLDU / EMBROIDERED PENCIL POUCH



Çocukların boş duvarları neden bu kadar sevdiğini anlayabiliyorum, özgürlük hissi. Bomboş ya, dilediğim her şeyi yapabilirim gibi.. O yüzden kendi desenimi kendim çizerim diyerek ilk puantiye denememi yaptım. Puantiyelerin içini doldurmak biraz daha özen istiyor, el yordamıyla yaptım, olur mu olmaz mı diye hemen sonuca ulaşmak istedim.  

O yüzden onlar benim kural tanımayan, sabırsız puantiyelerim. 

28 Ocak 2019 Pazartesi

" ÜRETEN KADINLAR" - LEYLA ASLAN


İşlediği nakışlara baktığımda iplikler ardında gizlenen bir ressam olduğunu düşündüğüm Leyla Hanım'ın işlemeleri kimi zaman bana bir film karesini hatırlatıyor.. Kendisine sorduğum sorularda aldığım cevap da bu tezimi doğrular gibiydi... 

Üretmenin ötesinde bir de öğretiyor kendisi. Belki de üretimi bir üst seviyeye taşıyan da bu ince noktadır, bildiklerini öğretmek, paylaşmak ve bunların bir çok kişiye temas etmesini sağlamak. Hatta hayatlarına yeni bir pencere açmak. 

O yüzden seviyorum Üreten Kadınlar köşesini. Belki yavaş ilerleyen bir yazı serisi, ama sohbet ederek yolumun kesiştiği her üreten kadın benim hayatıma ürettikleri ile katkı sağlayıp bloguma renk katıyorlar.. 

Leyla Hanım'la sohbetimize geçmeden önce, sizi onun instagram hesabına yönlendirmek isterim. Böylelikle hem işlediklerini görebilir hem de verdiği eğitimlerden haberdar olabilirsiniz. Daha fazlası bir tık uzakta @embroideryleyla hesabında. 

29 Aralık 2018 Cumartesi

NELER YAPIYORUM / HERE & NOW


Blogun b'sini göremediğim günlerden geçtim, ne yazı hazırlayabiliyorum ne de sizleri ziyaret edebiliyorum. Mesela bu yazıyı yaklaşık iki haftadan beri cümle cümle hazırlamaya çalıyorum.

Yazacak vakti zor bulup bu ay da neler yapıyorum serisini es geçsem mi dedim içimden ama dayanamadım, dile kolay 1 yıl boyunca her ay, hiç aksatmadan hazırlamışım. O yüzden kıyamıyorum. Konu olarak neler yapıyorum değil de neler yaptım üzerine olacak sanırım :)

10 saatten uzun sürecek uçuşun ilk ayağındayız yani İstanbul'da. Hem biraz dinlenebiliyorum hem de bloga yavaştan dönüş yapmanın mutluluğu içindeyim.

Yılın son ayı dolu dolu geçti şükür, prova, konser, kayıt üçlüsünün yanında bol bol nakış işleyip yastık kılıfı dikerek :)

19 Haziran 2018 Salı

NELER YAPIYORUM / HERE & NOW


Elimde kahvem, bilgisayarın başına nihayet oturup da bir iki satır birşeyler yazıyor olmanın mutluluğu içerisindeyim. 

Mutluluk içersindeyim de, neler yaptın da neler yazacaksın desenize ? 

Neler mi yaptım ? Bol bol prova, konser.. Araya bayram girdi, teyzem geldi, Ankara'da turistçilik oynadık, yürüdük de yürüdük. Ormanda piknik yaptık, şansımıza dört yapraklı yonca bile bulduk.. 

He bir de yarın 150. günü olacak biriciğim canım meydan okumamın motifleri.. 

16 Mayıs 2018 Çarşamba

NELER YAPIYORUM / HERE & NOW


Provaya gidip, provada benim çaldığım eserin çalışılmayacağını öğrendiğim zaman boşa çıkan günümü değerlendirme planımın başında bu yazıyı hazırlamak vardı ama yine günün sonuna bırakmayı başardım..

Annem ve babam burada, hava da mis dedik attık kendimizi Bilkent çayır çimenlerine...
Gelinciklerin rengi nasıl güzeldi anlatamam. Kanada'ya da bahar gelmiş artık, bugün Bora çılgın kazlar Osman ile Niyazi'nin fotoğrafını yolladığında farkettim ki, ortalık yeşermiş, çiçekler açmış..

15 Kasım 2017 Çarşamba

NELER YAPIYORUM / HERE & NOW



Sezon açıldığından beri yaptıklarım azar azar birikir oldu, zaten ince işler yavaş ilerliyorlar. Akşamları işten sonra büyük bir zevkle yapıyorum ama prova saatlerinden dolayı fotoğraf için güzelim ışık saatlerini kaçırıyorum. Boş günüm geliyor, o gün de Ankara kapkara oluyor. Neyse ucundan yakaladım bugün güneşi,  kaçırmadan sevgili Say Little Hen - Here&Now yazısına yetiştireyim diye minicik bir boşlukta fotoğraflar çektim..

Seviyorum / Loving; Broş yapmaya bayılıyorum şu sıralar, minik japon kızlarıma isim buldukça mutlu oluyorum. Gazoz seviyorum, bazen haribo suyu gibi gelse de arada hoşuma gidiyor.  Güzel beyaz peynir buldum onu seviyorum ve bulduğum için ayrıca seviniyorum. Patlamış mısır seviyorum, hep aynı kıvamda yapabildiğimiz için mutlu oluyorum. Stranger Things'ten Eleven'ı çok seviyorum hatta aşırı cool buluyorum ama 2. sezonunu bitirdik, bekle dur şimdi...




Yiyorum / Eating; Ne kadar patlamış mısırın kıvamını güzel tutturmuş olsam da çok yemiyorum meyve yiyorum.  Geçen hafta pazardan mini minnacık Amasya elması aldım, kendimden geçmişim alırken bitmedi hala ama pek tatlıymış. 

İçiyorum / Drinking; Tabii ki çay. Havalar serinlediğinden beri bol sütlü espressoma geri döndüm. Günde bir kere güzel gidiyor. 

Hissediyorum / Feeling; mutlu hissediyorum. Hele ki hava karardıktan sonra evde loş sarı ışığı açıp ev saati başladığında daha bir mutlu hissediyorum. Sanırım ev seviyorum ben :) 

Yapıyorum / Making; geldik en sevdiğim kısma:)) Hazırsanız başlıyorum.. 
4 tane broş yaptım. 
3 japon kızım var. İlkinin adı Yoko, ilk tanıdığım Japon arkadaşımdan esinlendim. 
İkincisi; Mitsuko. En sevdiğim piyanistlerden biri Mitsuko Uchida, ondan esinlendim. Özellikle Mozart konçerto yorumlarını bayıla bayıla dinliyorum.
Dinlemek isterseniz, W.A. Mozart - Piano Concert No.23 Adagio 
Üçüncüsü; Yumi. Bu kızcağızımın isim annesi Dilhan. 
Sanırım broş serilerime bu japon kızlarla bir müddet daha devam etmek istiyorum. Çok tatlılar ayrıca çok fotojenikler. 

Bir de kokarca var. Adı Kokişik. 
Daha yapmak istediğim çok broş var ama yavaş yavaş. Bir yandan da birikiyorlar :) 








Gelelim tığ işine, başladığımdan beri 3 kere söktüğüm ve ilerlemek için günlerimi yiyen çantam var.  Daha ancak tabanını oturttum. Güzel bir fikir var aklımda ama hala olur mu olmaz mı bitince göreceğim, artık ondan sonra da sökemem çok emek verdim. Bakalım artık, zaman ve model ne gösterecek. Aslında daha fazla broş yapabilirdim, hatta bir kaç dikiş fikri vardı aklımda ama bu sevgili çanta çok uğraştırdı beni. 

Hani geçen yazımda fotoğraflarını paylaştığım motifler vardı ya, onları birleştirdim, yastık kılıfı yapmayı düşünüyorum ama henüz arkasını yapamadım, hatta ipliklerini bile temizlemedim. Bu hafta sonu belki bitiririm diyorum :)

Sonra şirin mi şirin bir güneş yaptım, pembe yanaklı, araba süsü olarak bir arkadaşıma hediye ettim :) Tabii ki önce fotoğrafını çektim.

Veee işte son parçaya geldik. Burada gördüğünüz ceketi ilkbaharda yapmıştım. Artık havalar da soğudu giyerim. Sadece boyu ile ilgili bir değişiklik yapmak istiyorum, bakalım ne zaman fırsat yaratacağım.









Hayalini kuruyorum / Dreaming; Şu sıralar şahane fotoğraf programı olan Adobe Lightroom kullanabilmenin hayalini kuruyorum. Ama almalı mıyım diye de sürekli düşünüyorum, kararsızım. Sevgili broşlarım güzel fotoğrafları hakediyor.
Aralık ayında yeni yıl çekilişi yapmayı hayal ediyorum. 

Biraz da benim eklediğim başlıklardan devam edelim. 

Okuyorum; şu sıra bol bol nota okuyorum. Yani müzik dinlerken notadan takip ediyorum :) Bir de öykü ödüllü yazar keşfettim Pelin Buzluk. Onun kitabına başladım, yeni keşif olduğu için heyecanlıyım. Bakalım :) 

Dinliyorum; Çok ama çok severek... Jim Croce - You don't mess around with jim

Sonuna kadar okuyup, fotoğrafa doyduysanız ne mutlu bana :)
Sevgiyle kalın. 




16 Ekim 2017 Pazartesi

NELER YAPIYORUM / HERE & NOW



Ayın ortasına gelmişiz, minik minik yapılan işler birikmiş. Bana da onların fotoğrafını paylaşmak düşer. Sonbaharda dışarıda çekim yapmak harika, ışık ve renk çok güzel, fakat evin içine yazın geldiği gibi ışık gelmiyor artık. Işığın en iyi olduğu saatlerde de ben provadayım. Bakalım fotoğrafla ilgili yeni fikirler bulmam lazım. Ne zaman çekmeliyim ya da hep mi dışarda çekmeliyim bilemiyorum henüz.
Baktım hava güzel, aldım benim minikleri pikniğe çıkardım, doğadan esinlenerek yaptım hepsini, fotoğraflarını da doğada çekmek yaraşır dedim.

Siz de Here&Now yazısı yazmak isterseniz sevgili Say Little Han - Here& Now yazısına bakın derim, link partisi yapıyor.

Seviyorum / Loving; Üşümeyi özlemişim, su sıralar deri ceket giyip şal sarınmayı seviyorum. Akşamları çay içmek pek bir güzel oluyor. Mandalina çok seviyorum ama daha yeşil yeşiller. Ah nerde o Seferihisar mandalinaları.. Babamın rahmetli dayısı ben küçükken kilo kilo getirirdi. Sizin hiç elleriniz ve ayaklarınız mandalina yemekten turuncu oldu mu ? Öyle seviyorum işte...

Yiyorum / Eating; bol bol çorba yapıyorum, mevsimi geldi. Tarhana, tavuk suyuna çorba, brokoli çorbası, ezogelin, mercimek, balkabağı aldım onun da çorbasını denemek istiyorum.

İçiyorum / Drinking; tabii ki çay ve bol bol bitki çayı. Ihlamur, adaçayı, zencefil, papatya en sevdiklerim.

Hissediyorum / Feeling; Ne demeliyim bilemedim, iyi hissediyorum :) Ellerim işlendikçe daha da iyi hissediyorum.





Yapıyorum/ Making; Yaptıklarımın fotoğraflarını epey biriktirdim.. Şu sıralar bol bol kanaviçe broş yapıyorum. İsimler koyuyorum hepsine. Yapması ayrı, kullanması ayrı zevkli.

Tatlı japon kızının adı Suki, anlamı sevilen demekmiş. Umarım doğru araştırmışımdır. Ama Suki çok tatlı duyulmuyor mu ?

Bir adet elma var, adı Elma :)
Şu sıralar nakış ya da kanaviçe olarak sürekli tilki yapasım var. Tanıştırayım tilki broşun adı Foxy.
Eveet son olarak da origami turna kuşu var. Adı turna.

Sonbahar temalı yaptığım ufak tefek nakışlar vardı. Onları iğnelik olarak tasarladım. Ağacın üstünde fotoğraflarını çekince, yılbaşı ağacını süslemek için bile kullanır diye düşündüm. Daha devamı gelecek bu serinin. Fotoğraflarım yine.

Amigurumi mantar yapıyorum bol bol. Mantarları da ayrı bir seviyorum, şimdiye kadar ne yazık ki doğada gerçeğini görmedim, hayalimdeki hali ile idare ediyorum, iki göz ekle buyur sana Süper Mario mantarı.
Bir de Fridacık var. Her gittiğim yere yanımda götürebilirim :) O da broş oldu.

Hayalini kuruyorum / Dreaming; Broş tasarlamayı ve onlara güzel isimler bulmanın hayalini kuruyorum şu günlerde. Belki bir gün birileri takmak ister. Markası da Ezgissimo olur :) Ne dersiniz? Daha bir sürü tasarım hayalleri var kafamda, şimdi dillendirmiyorum nasıl olsa yaptıkça paylaşıyorum fotoğraflarını.










Şimdi sıra geldi benim eklediğim başlıklara.

Okuyorum; Öykü okuyorum bolca. İyi türk hikaye anlatıcılarını keşfediyorum. Bana göre çok geç keşfettiğimi düşündüğüm Ayfer Tunç hakkındaki yazımı okumak istersen bir tık .

Dinliyorum;  Çok severek dinliyorum İncesaz-Rüzgar Uyumuş

İzliyorum; "The Night Of" birinci bölümünü izledik, ilk bölümden anlaşılıyor nasıl şahane bir dizi. Zaman buldukça devam edeceğiz umarım..
Top of the Lake epey eski bir diziymiş onun da birinci bölümünü izledik. Bence devam ederiz gibi geliyor. Sevdim ben. Ay sonu Stranger Things ikinci sezon başlayacak yaşasın!!

Benden şimdilik bu kadar.
Mutlu haftalar diliyorum.
Sevgiyle kalın















17 Eylül 2017 Pazar

BİR NAKIŞ HİKAYESİ / AN EMROIDERY STORY



Yusuf Atılgan, Aylak Adam'da şöyle der; "insanlardaki her duygu bir renktir.. " 

Ondan mıdır bilmem bendeki bu renklere düşkünlük. Göze, en çok da gönlüme hitap ediyor sanki. Bir gün cıvıl cıvıl olsun istiyorum fotoğraflarım, diğer gün sonbaharda dökülen yaprakların rengini yansıtsın diyorum.. Ama ne olursa olsun, içimdeki elime yansıyor sanki.. 




Nakış ile müzik arasında hiç bir fark göremiyorum aslında. İkisinin de amacı ortaya armonik bir şey çıkarmak. Armoni yani uyum, kimi zaman zıt renklerin, kimi zaman aynı rengin farklı tonlarının ya da tamamen uyumsuz renklerin birleşerek bütünü oluşturmasıdır. 




Bence biz insanoğlunun da rengi olmalı.. Ana renkler değil de ara renkler lazım bize uyum için.. Ama sanki herkes kırmızı olmak istiyor bu hayatta. Kimi zaman koyu yeşili desteklemek için açık yeşil olalım, kimi zaman sarı olup, mavi ile birleşip yeşili doğuralım.. Ya da sadece beyaz olalım ki rengi açalım, yumuşatalım... 

Bir hayal ettim de, insanların birbirine olan davranışları, ana renklerin bir biri ile kavgası sonucu ortaya çıkan koyu, bulamaç gibi bir renk sanki.. Hiç denediniz mi bilmem, ben küçükken oyun hamurlarımın hepsini birleştirirdim. Ortaya korkunç bir sonuç çıkardı.. İnsanlar karşısındakini anlamadan, dinlemeden aynı anda konuştuğunda aynen o bulamaç renk gibi oluyor dünya. Ama keşke farkında olsak rengimizin ve hangi rengin ihtiyacı varsa ona koşsak, orada olup bir bütünü oluşturabilsek.. Dünya daha farklı bir yer olurdu sanki...
Neyse karmaşık işler bunlar, ipler öyle bir dolanmış ki çözebilene helal olsun..




Elimdeki gerçek renklerle yolculuğa çıkarız biz de ..
Nakış sürecini fotoğrafladım bu yolculuk için, benim de en sevdiğim kısmı..
Detaylar beni de çek diye bas bas bağırdı :)
Sevgiyle kalın.
Güzel bir pazar günü dilerim...










© Ezgi. Made with love by The Dutch Lady Designs.