19 Ekim 2017 Perşembe

SEVDİĞİM ŞEYLER / THINGS THAT I LOVE


Nasıl derin anlamları var pencerenin. Bir çeşit hayata bakış gibi..
Önü renk renk çiçek dolu, yarım dantel perdeli bir pencere hayal ettim. He bir de eski demir kepenklerden olsun. Kepengin rengi iç ısıtan yeşil de olabilir, enerji veren sarı da henüz karar veremedim. Ama perde yarım olacak, ışığı kesilmesin evin. Yazları hep fesleğen olsun önünde pencereyi açtım mı ilk önce fesleğene dokunayım, her dokunduğumda oh diyeyim. Demir olmasın pencerede hiç, hırsızlık diye bir kelime olmamış olsun mesela..
Deniz görsün çok isterdim ya da uçsuz bucaksız yeşil..

Peki ya sen, sen nasıl isterdin pencereni? Hangi çiçekleri koyardın?
Kimse kimsenin penceresine halı silkelemediği güzel günlere...
Sevgiyle kalın,

















Fotoğraflar pinterest ve tumblr'dan alınmıştır.

16 Ekim 2017 Pazartesi

NELER YAPIYORUM / HERE & NOW



Ayın ortasına gelmişiz, minik minik yapılan işler birikmiş. Bana da onların fotoğrafını paylaşmak düşer. Sonbaharda dışarıda çekim yapmak harika, ışık ve renk çok güzel, fakat evin içine yazın geldiği gibi ışık gelmiyor artık. Işığın en iyi olduğu saatlerde de ben provadayım. Bakalım fotoğrafla ilgili yeni fikirler bulmam lazım. Ne zaman çekmeliyim ya da hep mi dışarda çekmeliyim bilemiyorum henüz.
Baktım hava güzel, aldım benim minikleri pikniğe çıkardım, doğadan esinlenerek yaptım hepsini, fotoğraflarını da doğada çekmek yaraşır dedim.

Siz de Here&Now yazısı yazmak isterseniz sevgili Say Little Han - Here& Now yazısına bakın derim, link partisi yapıyor.

Seviyorum / Loving; Üşümeyi özlemişim, su sıralar deri ceket giyip şal sarınmayı seviyorum. Akşamları çay içmek pek bir güzel oluyor. Mandalina çok seviyorum ama daha yeşil yeşiller. Ah nerde o Seferihisar mandalinaları.. Babamın rahmetli dayısı ben küçükken kilo kilo getirirdi. Sizin hiç elleriniz ve ayaklarınız mandalina yemekten turuncu oldu mu ? Öyle seviyorum işte...

Yiyorum / Eating; bol bol çorba yapıyorum, mevsimi geldi. Tarhana, tavuk suyuna çorba, brokoli çorbası, ezogelin, mercimek, balkabağı aldım onun da çorbasını denemek istiyorum.

İçiyorum / Drinking; tabii ki çay ve bol bol bitki çayı. Ihlamur, adaçayı, zencefil, papatya en sevdiklerim.

Hissediyorum / Feeling; Ne demeliyim bilemedim, iyi hissediyorum :) Ellerim işlendikçe daha da iyi hissediyorum.





Yapıyorum/ Making; Yaptıklarımın fotoğraflarını epey biriktirdim.. Şu sıralar bol bol kanaviçe broş yapıyorum. İsimler koyuyorum hepsine. Yapması ayrı, kullanması ayrı zevkli.

Tatlı japon kızının adı Suki, anlamı sevilen demekmiş. Umarım doğru araştırmışımdır. Ama Suki çok tatlı duyulmuyor mu ?

Bir adet elma var, adı Elma :)
Şu sıralar nakış ya da kanaviçe olarak sürekli tilki yapasım var. Tanıştırayım tilki broşun adı Foxy.
Eveet son olarak da origami turna kuşu var. Adı turna.

Sonbahar temalı yaptığım ufak tefek nakışlar vardı. Onları iğnelik olarak tasarladım. Ağacın üstünde fotoğraflarını çekince, yılbaşı ağacını süslemek için bile kullanır diye düşündüm. Daha devamı gelecek bu serinin. Fotoğraflarım yine.

Amigurumi mantar yapıyorum bol bol. Mantarları da ayrı bir seviyorum, şimdiye kadar ne yazık ki doğada gerçeğini görmedim, hayalimdeki hali ile idare ediyorum, iki göz ekle buyur sana Süper Mario mantarı.
Bir de Fridacık var. Her gittiğim yere yanımda götürebilirim :) O da broş oldu.

Hayalini kuruyorum / Dreaming; Broş tasarlamayı ve onlara güzel isimler bulmanın hayalini kuruyorum şu günlerde. Belki bir gün birileri takmak ister. Markası da Ezgissimo olur :) Ne dersiniz? Daha bir sürü tasarım hayalleri var kafamda, şimdi dillendirmiyorum nasıl olsa yaptıkça paylaşıyorum fotoğraflarını.










Şimdi sıra geldi benim eklediğim başlıklara.

Okuyorum; Öykü okuyorum bolca. İyi türk hikaye anlatıcılarını keşfediyorum. Bana göre çok geç keşfettiğimi düşündüğüm Ayfer Tunç hakkındaki yazımı okumak istersen bir tık .

Dinliyorum;  Çok severek dinliyorum İncesaz-Rüzgar Uyumuş

İzliyorum; "The Night Of" birinci bölümünü izledik, ilk bölümden anlaşılıyor nasıl şahane bir dizi. Zaman buldukça devam edeceğiz umarım..
Top of the Lake epey eski bir diziymiş onun da birinci bölümünü izledik. Bence devam ederiz gibi geliyor. Sevdim ben. Ay sonu Stranger Things ikinci sezon başlayacak yaşasın!!

Benden şimdilik bu kadar.
Mutlu haftalar diliyorum.
Sevgiyle kalın















15 Ekim 2017 Pazar

BİR YAZAR - AYFER TUNÇ



Kelimelerin tek başına ne anlama geldiklerini bilirsin ama o şekilde yan yana getirip de böyle cümleler kurmak aklına gelmez, aklına gelip yazan da sihirbazdır bana göre.. Kelime sihirbazı, hikaye anlatıcısı Ayfer Tunç.

Bir röportajında şöyle der ; '' İyi bir öykü garantidir. İyi öykü kumaşı gösterir, bir çeşit numune gibi.''

İyi hikaye anlatıcılarının ruhumu beslemesini seviyorum. Yıllar önce Yusuf Atılgan Aylak Adamı okuduğumda hissettiğim bir duygu vardı, nasıl desem hani bir koku vardır yıllar sonra o koku burnunuza gelir de bir anda o güne dönersiniz, işte benim için Suzan Defter o anı hatırlatan kokuyuydu. Kitaplara aç olduğum zamanlardı, bir çırpıda okuduğum Aylak Adam damarıma takılmış ruhumu besleyen bir serum gibi gelmişti.
Belki bu iki yazarın birbiri ile uzaktan yakından alakası yok, kitaplardan biri roman diğeri öykü. Neden bilmem hatırlattı işte.

Ah diyorum kendime, ne kadar da geç keşfetmişim ben bu canım yazarı. Güzel edebiyata ne çok susamışım, soluksuz, kana kana içiyorum şimdi kitaplarını, bir yandan da üzülüyorum heyecandan çok mu hızlı okuyorum diye... İlk susuzluğumu attım, tadını çıkarmalıyım artık, çikolatayı ağzında tutarsın da tatlı tatlı erir ya damağında, işte öyle okuyorum şimdi..
Öykülerinden başladım, romanları ile ilerlemek var hayalimde. Suzan Defter, Saklı ilk okuduklarım. Şimdi elimde, her gittiğim yere çantamda taşıdığım Taş-Kağıt-Makas var.

Bazı kitaplar vardır, öyle güzel yazılmıştır ki nasıl bir yer olduğunu hayalinde hemen  canlandırıverirsin.  Bana göre bu öykülerde bir fark vardı, karakterleri somut bir görüntüye çevirmedim, istemedim de, yer hiç önemli değildi, duygular o kadar gerçekti ki her öykünün kahramanı bendim sanki. Cümleler benim vücudumda can bulabilirdi...



Peki kısaca ne anlatır bu kitap; Suzan Defter, Taş-Kağıt-Makas kitabında yer alan bir öykü aslında ama özgürlüğünü elde etmiş ve ayrı olarak basılmış. İki farklı defter okuyoruz, aynı günü anlatan bir kadın ve bir erkek ve bir de kitabın gizli öznesi Suzan...

Kitapta altı çizilen her cümle mahremidir insanın ama birkaç cümleyi paylaşmak isterim yine de..

Suzan Defter'den;


''Ayrılmak bir solucanın ikiye bölünmesi gibidir, her iki parça ayrı ayrı yaşamaya devam eder, bir zamanlar tek parça değilmiş gibi, tanımaz birbirini parçalar. ''

''Büyük ağabeyim yanılıyor, deli değilim, bilerek içe döndüm, eve, ev rahimdir. ''

''Mutsuzluğumuzun önemli bir nedeni şu floresan lambalar, dedi, beyaz ışık yasaklansa milletçe depresyonu yeneceğiz. ''

"Bir kadının gittiği, evden belli olur. Kadın giderken düzeni götürür bir kere. Yaşayan ev sarsılır. EV dediğiniz şey küçük büyük elementlerden oluşur. Kadın olan evde, erkeğin anlayamayacağı bir denge vardır elementler arasında. Erkek her birine vakıf olduğunu düşünse bile, onların nasıl uyumla işlediğini bilemez. Kadın gidince evin dokusu bozulur, susuz kalmış çiçeğe benzer, solar. Küçük şeylerin izi silinir. Eşyanın dili tutulur, ev sağırlaşır. "

"O akşam ben çok kırıldım Cihan.Ayağım aşkın eşiğinde kaldı."

Saklı yazarın ilk kitabı, bu kitap ile yazar 1989 Yunus Nadi öykü birincilik ödülünü almıştır.

Daha ilk satırları ile etkileyen öykü şöyle başlar;

"Ah süslü yenge ah!... Zembili göçmenin ikinci karısı... Bir fesleğen gibi arsız, hor görülen, fesleğen gibi ezilmedikçe kokusunu salmayan, onsuz olunmayan."

"Onlar iki saksı çiçektiler. Doğdukları pencerenin önünden alınmış, kırgın, yabancı."

Bu da buraya not olsun bu ay Ayfer Tunç'u tanıdığım ay...






13 Ekim 2017 Cuma

KİM SEVMEZ CUMA GÜNLERİNİ / FRIDAY FAVORITES



Söyleyin bana kim sevmez cuma günlerini ? 
Bu sefer tatlı mı tatlı bir film listesi yaptım :) ( bana göre ) 
Adını da Sevimli Filmler Listesi koydum. Hafta sonu geldi, 3 günümüz var önümüzde, belki film izlemek istersiniz. 
Güzel bir çay eşliğinde ev serinse battaniye altında izlenecek filmler... 
Hadi gelin listeye göz atın, belki hafta sonunuzu renklendirir.

1. 500 Days Of Summer 
Benim için listelerimin hep en birincisi olacak film. Havası ile içimi karartan, soğuğu ile bir İzmir'liye şok yaşatan Berlin günlerinde az izlemedim ben bu filmi. O yüzden ayrı bir bağımız var.
Zooey Deschanel benim arkadaşım olsan ya :) Garanti veriyorum izlerken mutlu olacaksınız. 
Bu şarkıyı da pek severim. Film sonrasında çok dinlemiştim.Buyurun burada.



2.Submarine 
Bu filmdeki iki arıza ergeni seviyorum! 
Film ergen kahramanımız Oliver'ın adeta bir filozof edasıyla kurduğu cümle ile başlar; ''çoğu insan kendini yeryüzünde benzeri olmayan bireyler olarak görür. Bu düşünce onları herşey yolundaymış gibi yataktan kalkmaları, yemek yemeleri ve boş boş gezinmeleri için motive eder. ''
Güzel film.
Bana kalırsa Alex Turner'ın sesi bu filmin rengine çok yakışmış. Dinlemek isterseniz buraya bir tık. 




3.Beginners 
Sevimli filmler listeme gönül rahatlığı ile girer bu film. Ankara'ya ilk taşındığım zamanlardı, filmin bir sahnesinde sarı bir duvar vardı.O an bir ışık yandı kafamda ertesi gün koştum Bauhaus'a sarı boyayı kaptığım gibi geldim eve. Hemen kolları sıvadım. O günden beri iki duvarım sarı renk :) 




4. Chorus 
Müzik evrensel bir güçtür.
İzlediğim en samimi filmlerden biri, müziklerini ne zaman dinlesem tüylerim diken diken oluyor... Kahkahalar vadetmiyorum size, hatta bazen içiniz bile burkulabilir ama bu filmi izleyin derim, hatta mümkünse çocuklarınızla beraber. Filmin müziklerine  buradan ulaşabilirsiniz.




5. The Intouchables 
Garanti veriyorum, izlediğinizde seveceksiniz !!! 
Ay ne güzeldi dersin, yüzündeki tebessüm devam eder ya işte öyle bir film.
En sevdiğim sahnesi  





6. Soul Kitchen 
Canım Fatih Akın, her filmine bayılıyorum. Hamburg'u sevme sebebim. Müzik seçimleri iyi olan yönetmenlerin benim için yeri ayrı. Bu şarkıyı araba kullanırken dinlemeye bayılıyorum.
Aşırı dozda eğlenceli bir film! 


 

7. Hunting and Gathering 
Bir aradayız hepsi bu diye türkçeye çevrilmiş. Kendini iyi hisset filmlerinden. Bence bu kızda öyle bir büyü var, filmini izle kendini iyi hisset :) 



8. High Fidelity 
Kalbi kırık John Cusack ve şahane müzikler var filmde. İzlemek için güzel sebepler bunlar, beni dinleyin derim :) 




9.Solino
Başka diyarlara götüren bir Fatih Akın filmi. Ne zaman müziklerini dinlesem, filmi ilk izlediğim güne dönüyorum. Sıcak, samimi, hafta sonunuza yakışacak bir film. 




10. Sleepless in Seattle 
İçinde Meg Ryan olmayan sevimli filmler listesi yapamazdım.
Kapanışımız 90'lar aşk filmi. Meg Ryan hayranı olduğum zamanlardı, ah o Fransız Öpücüğü yok mu? kıyamam babam ne çok izledi bu filmleri benimle, o zamanlar televizyonda şu üç film dönerdi Fransız Öpücüğü, Sleepless in Seattle, When Harry Met Sally. Sayısız tekrarlarla izledim bu filmleri daha aşk nedir bilmezken, babam her izlediğimde sorardı kaçıncıya izliyoruz diye, hiç unutmam :) 

Kalbinizi sıcak tutun.
Kalın sağlıcakla,

11 Ekim 2017 Çarşamba

SEVDİĞİM ŞEYLER / THINGS THAT I LOVE



Canım pinterest bugün bana bak bunu beğenebilirsin dedi ve bu illüstrasyonu gösterdi. Sanırım beni yavaş yavaş tanımaya başladı. Ben de onun gönlünü yapayım diye bir kaç tane daha baktım. Aman neler neler karşıma çıktı. Baktıkça bakasım geldi. Keşke dedim, keşke çizebilseydim.
Sevdiğim şeyleri blogda biriktirmeyi seviyorum, sanal koleksiyonum olma yolunda ilerliyor, böyle daha iyi sanki zira ev Ezgi'nin hatıraları, el işleri, malzemeleri derken çıfıt çarşısına dönme yolunda ilerliyor...

Tekrar not düşüyorum tüm illüstrasyonlar pinterestten alıntıdır.
All illustration are acquired from pinterest.











© Ezgi. Made with love by The Dutch Lady Designs.